
Vatanının bir parçasını yitirdiğini kabul etmek zordur, tek karış toprağını dahi vermemek için canını ortaya koyanların vedalaşması çok daha zor ... Musula veda ederken geride savaştan savaşa sıcak çatışmayla geçen bir yaşam bırakan Hıdır Çavuşun, Türk Kurtuluş Savaşı sonrası hayatına devam etme çabasına tanıklık ediyoruz. Ahmet Çevik, okurlarına bir asır evvelin Güneydoğusunun kültürel panaromasını sunarken unutulmaya yüz tutmuş inançları, yarım kalan aşkları, nesilden nesile aktarılan kahramanlık anılarını samimiyetle aktarıyor. Elveda Musul; yenik düşmüş, onurlu ve yorgun bir savaşçının Musuldan Gaziantepe uzanan eve dönüş hikayesi. Yüklü mekkareler, nallan dökülmüş atlar, açlıktan halsiz düşmüş yırtık postallı mücahitler ve yavrulannı çarşqjlannın altına gizleyen annelerin umuda yolculuk/an sürüp gi.derken alacakaranlığın içinden,Durun! diye bir ses yükseldi. Güneş, dağın zirvesini aydınlatırken belli belirsiz bir dağ yoluna sapan müfreze, daha günün ilk saatlerinde umutlannı yitirmeye başlamıştı. Yıiz metre kadar önlerinde ilerleyen öncülerin sık sık, Geçit yok, geri dönün! diye duyulan sesleri, müfrezenin kabusu olmuştu. Musulla vuslat olamadı Hıdır Çavuş. Belki de şeref nişanını taşımaya dahi haya etmeyecek, şanlı elbiselerini kuşanıp kurtuluş gününde zafer naraları atacaktı. Uğruna savaştığı topraklardan, silah arkadaşlarından, gönlünü kaptırdığı güzellerin nicesinden vakitsiz ayrılan bu kahramanın öyküsü; hepimizin kavuşamadıkları için bir ağıt niteliğinde.
Vatanının bir parçasını yitirdiğini kabul etmek zordur, tek karış toprağını dahi vermemek için canını ortaya koyanların vedalaşması çok daha zor ... Musula veda ederken geride savaştan savaşa sıcak çatışmayla geçen bir yaşam bırakan Hıdır Çavuşun, Türk Kurtuluş Savaşı sonrası hayatına devam etme çabasına tanıklık ediyoruz. Ahmet Çevik, okurlarına bir asır evvelin Güneydoğusunun kültürel panaromasını sunarken unutulmaya yüz tutmuş inançları, yarım kalan aşkları, nesilden nesile aktarılan kahramanlık anılarını samimiyetle aktarıyor. Elveda Musul; yenik düşmüş, onurlu ve yorgun bir savaşçının Musuldan Gaziantepe uzanan eve dönüş hikayesi. Yüklü mekkareler, nallan dökülmüş atlar, açlıktan halsiz düşmüş yırtık postallı mücahitler ve yavrulannı çarşqjlannın altına gizleyen annelerin umuda yolculuk/an sürüp gi.derken alacakaranlığın içinden,Durun! diye bir ses yükseldi. Güneş, dağın zirvesini aydınlatırken belli belirsiz bir dağ yoluna sapan müfreze, daha günün ilk saatlerinde umutlannı yitirmeye başlamıştı. Yıiz metre kadar önlerinde ilerleyen öncülerin sık sık, Geçit yok, geri dönün! diye duyulan sesleri, müfrezenin kabusu olmuştu. Musulla vuslat olamadı Hıdır Çavuş. Belki de şeref nişanını taşımaya dahi haya etmeyecek, şanlı elbiselerini kuşanıp kurtuluş gününde zafer naraları atacaktı. Uğruna savaştığı topraklardan, silah arkadaşlarından, gönlünü kaptırdığı güzellerin nicesinden vakitsiz ayrılan bu kahramanın öyküsü; hepimizin kavuşamadıkları için bir ağıt niteliğinde.
Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
---|---|---|
Tek Çekim | 319,55 | 319,55 |
2 | 166,17 | 332,33 |
3 | 115,04 | 345,11 |
Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
---|---|---|
Tek Çekim | 319,55 | 319,55 |
2 | 166,17 | 332,33 |
3 | 115,04 | 345,11 |
Taksit Sayısı | Taksit tutarı | Genel Toplam |
---|---|---|
Tek Çekim | 319,55 | 319,55 |
2 | 166,17 | 332,33 |
3 | 115,04 | 345,11 |